Popüler Kullanıcılar

Trump'tan Twitter, Google ve Facebook'a sert tepki

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından, Twitter, #Facebook ve Google hakkında sert açıklamalarda bulundu.

#Trump, yaptığı açıklamada "Facebook, Twitter ve #Google Demokratlara karşı çok eğilimli, bu çok saçma! Hatta Twitter insanların @realDonaldTrump hesabını takip etmesini zorlaştırdı. Birçok ismi kaldırdılar ve hesabın artış hızını büyük ölçüde yavaşlattılar" dedi.
ABD Başkanının üç büyük sosyal medya platformunu Twitter üzerinden eleştirmesi dikkat çekti.

Trump'ın #Twitter'da 56 milyon civarında takipçisi var.

Devamını Oku
Trump'tan Twitter, Google ve Facebook'a sert tepki

Suudi yapımı Game of Thrones

Suudi Arabistan'ın taht oyunları...

Suudi Arabistan'da kraliyet ailesinin bazı mensuplarının Cemal #Kaşıkçı cinayeti sonrası Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın tahta çıkmasını engellemek istediklerini iddia edildi. Haber, adları açıklanmayan kraliyet ailesine yakın 3 kaynağa dayandırıldı.

Reuters'ın özel haberine göre, kraliyet ailesine mensup onlarca prensin taht sırasında değişiklik görmek istiyor. Ancak prensler, 82 yaşındaki #Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ölmeden harekete geçmeyecek.

Haberde, bu prenslerin, Kral'ın en sevdiği oğlu olan 33 yaşındaki Muhammed bin Selman tahta çıkarmaktan geri adım atmayacağının farkında oldukları belirtildi.

Prenslerin, Kral Selman'ın ölümünün ardından erkek kardeşi Prens Ahmed bin Abdülaziz'i tahta çıkarma ihtimalini diğer aile üyeleriyle tartıştıkları öne sürüldü.

'Prens Ahmed, bazı Batılı güçlerin desteğini alır'

Reuters'a konuşan kaynaklardan biri, Kral Selman'ın hayattaki tek kardeşi olan Prens Ahmed'in aile üyelerinin, istihbarat ve güvenlik birimlerinin, bazı Batılı güçlerin desteğini alacağını söyledi.

Suudi kaynaklar, üst düzey Amerikalı yetkililerin Prens Ahmed'in tahta çıkmasını destekleyeceklerini ima etti.

Bu kaynaklara göre, Amerikalı yetkililer Prens Ahmed'in reformlarda geri adım atmayacağı, mevcut askeri anlaşmaları koruyacağı ve aileyi birleştireceği konularında eminler.

Üst düzey bir Amerikalı yetkili, Amerikalı senatörlerin baskısına ve CIA'in Cemal Kaşıkçı cinayetini Muhammed bin Selman ile ilişkilendirmesine rağmen, Beyaz Saray'ın Veliaht Prens ile arasına mesafe koymak için acelesinin olmadığını söyledi.

Aynı yetkili, Kral Selman'ın Pazartesi günü yaptığı konuşmada Veliaht Prens'in yanında yer almasının Beyaz Saray tarafından kayda geçirildiğini de belirtti.

Suudi Arabistan'da 40 yıl boyunca İçişleri Bakan Yardımcılığı yapan Prens Ahmed, bir süredir kendi tercihiyle İngiltere'nin başkenti Londra'da sürgün hayatı yaşıyor. Kaşıkçı cinayetinin ardından Ekim ayında Suudi Arabistan'a döndü.

Reuters'a bilgi veren iki kaynağa göre Prens Ahmed, 2017 yılında Suudi Arabistan'ın veliaht prensini tayin etmekten sorumlu olan ve Suud ailesinin üst düzey isimlerinden oluşan Sadakat Konseyi'nde Muhammed bin Selman'ın varis seçilmesine karşı çıkan üç kişiden biriydi.

Ajans haberle ilgili olarak görüş almak için Riyad yönetimine, Prens Ahmed ya da yardımcılarına ulaşmaya çalıştığını ancak sonuç alamadığını bildirdi.

Suud ailesi yüzlerce prensten oluşuyor. Avrupa'daki krallıkların aksine, taht babadan oğula geçmiyor. Bunun yerine kral ve ailenin ileri gelenleri, yönetime en uygun gördükleri kişiyi tahtın varisi olarak seçiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi günü CIA'in Kaşıkçı'nın öldürülmesi emrini Veliaht Prens Muhammed'in verdiğine dair tahminin henüz kesin olmadığını ama muhtemel olduğunu söylemiş ve bu konuda karar vermek için raporun tamamını beklediğini kaydetmişti.

Suudi kaynaklara göre Amerikalı yetkililerin Veliaht Prens Muhammed bin Selman'dan uzaklaşmasının tek sebebi Cemal Kaşıkçı cinayeti değil. Diğer bir neden de, Veliaht Prens'in yakın zamanda Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı'ndan Rusya'dan alternatif silah arayışına girmelerini istemesi.

Reuters'ın da gördüğü 15 Mayıs 2018 tarihli mektupta, Veliaht Prens bakanlıktan, Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi de dahil olmak üzere, alternatif askeri ekipmanları satın almaya ve bu konuda eğitim görmeye odaklanmalarını istedi.

Ajans bu konuda da Rusya Savunma Bakanlığı yetkililerine ve Riyad yönetimine ulaşmaya çalıştığını ancak sonuç alamadığını kaydetti.

Veliaht Prens'e eleştirileriyle bilinen Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesi, müttefiki ABD dahil dünyada birçok ülkenin tepkisini çekti.

Amerikan medyası, #CIA'in gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi emrini verenin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman olduğu sonucuna ulaştığını öne sürdü. ABD Dışişleri Bakanlığı bu yöndeki haberleri yalanladı.

Suudi Arabistan Başsavcısı ise Veliaht Prens'in cinayetle ilgili hiçbir şey bilmediğini söyledi.

Muhammed bin #Selman ise Veliaht Prens seçilmesinden beri, kadınların araba kullanmasına yönelik yasağı kaldırmak da dahil olmak üzere övgü toplayan bir dizi sosyal ve ekonomik reforma imza attı.

Ancak Veliaht Prens'in, reformlarının yanı sıra muhaliflerini susturmaya çalıştığı da biliniyor.

Kraliyet Ailesi'nin bazı üyelerini yolsuzluk suçlamasıyla aylarca gözaltında tutuldu, mal varlıklarına el kondu.

Reuters haber ajansına göre Muhammed bin Selman önce eski Veliaht Prens ve İçişleri Bakanı Muhammed bin Nayef'i saf dışı bıraktı, ardından eski kral Abdullah bin Abdülaziz el-Suud'un oğlu Prens Miteb bin Abdullah'ı yolsuzluk operasyonu kapsamında gözaltına aldı.

30'a yakın başka prens de gözaltına alındı, itibarlarını kaybetti ve mal varlıklarından oldu. Bu süreçte ise Veliaht Prens Muhammed saraylar yaptırdı, 500 milyon dolarlık bir yat aldı ve Leonardo da Vinci'ni bir tablosunu satın alarak uluslararası sanat pazarında yeni bir rekora imza attı.

Reuters'a konuşan üst düzey bir Suud kaynağa göre, Veliaht Prens Muhammed'in kontrolündeki istihbarat ve güvenlik kurumları varisin değişmesine herhangi bir direnç görmeyecek çünkü onların bağlılığı daha çok aileye. Bu kaynak, "Güvenlik ve istihbarat birimleri, ailenin aldığı karara uyacaktır" dedi.

Reuters'a konuşan Suudi kaynaklar ve diplomatlar, Suudi Arabistan'daki gelişmelerde ABD'nin de rolü olacağına inanıyor.

ABD Başkanı Donald #Trump ve damadı Jared Kushner, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile derin kişisel bağlar geliştirdi. Bir Suudi kaynak, Veliaht Prens'in bu kişilerin desteğini halen aldığına inandığını söyledi.

Ancak Beyaz Saray yönetimi, Suudi Arabistan'ın cinayet nedeniyle cezalandırılmasını isteyen senatörlerin baskısı altında. ABD yönetimi Kaşıkçı suikastıyla bağlantılı olarak Suudi Arabistan vatandaşı 17 kişiye yaptırım kararı almıştı.

'Veliaht Prens, babası için 2 milyar dolara saray inşa ediyor'
Reuters'a konuşan 3 kaynaktan biri, 82 yaşındaki Kral Selman öldüğünde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başa geçebilmek için 34 kişilik Sadakat Konseyi'nin onayına ihtiyaç duyacağını söyledi.

Suudi kaynaklar, Muhammed bin Selman'ın Suud Hanedanı'nın neredeyse 100 yıllık temel taşlarını - aile, din alimleri, kabileler ve tüccarlar - parçaladığını ve bunun aile içinde istikrarsızlaşma olarak algılandığını belirtti.

Reuters'ın özel haberinde, bazı kaynakların, Veliaht Prens'in, babası Kral Selman'ın emekliliğini geçirebileceği 2 milyar dolarlık yeni bir saray yaptırdığına inandıkları da kaydedildi.

500 milyar dolara inşa edilen "NEOM" teknoloji kentindeki bu saray, en yakın şehirden 100 kilometre uzakta.

Kraliyet ailesine yakın bir kaynak, Kral Selman'ın bu şehre taşındığında devlet meselelerinden uzak kalacağını söyledi.

#BBC  #GameOfThrones

Devamını Oku
Suudi yapımı Game of Thrones

İran Merkez Bankası'nın SWIFT sistemine erişimi durduruldu

Dünya genelinde bankalar arasında elektronik fon transferi sağlayan SWIFT şirketinin, ABD'nin yaptırımları kapsamında İran Merkez Bankası'nın ve İran'daki diğer finansal kuruluşların #SWIFT sistemine erişimini kestiği belirtildi.

Reuters'in ABD Hazine Bakan Yardımcısı Sigal Mandelker'e dayandırdığı haberine göre SWIFT, ABD'nin yaptırımlarına uyulması sonucunda İran Merkez Bankası'nın ve İran'daki diğer finansal kuruluşların sisteme erişimini durdurdu.

ABD Başkanı Donald #Trump, 8 Mayıs'ta nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurmuş ve #İran'ın ABD dolarına erişimini, devlet tahvili satmasını, altın ve diğer değerli madenler ile çelik, alüminyum, kömür gibi metallerle ticaret yapmasını, yolcu uçağı ya da parçalarını ithal etmesini engelleyen yaptırım paketini 7 Ağustos'ta resmen hayata geçirmişti.

ABD'nin İran'a yönelik ikinci yaptırım paketi, 180 günlük sürenin dolmasının ardından 5 Kasım'dan itibaren devreye girmişti.

Devamını Oku
İran Merkez Bankası'nın SWIFT sistemine erişimi durduruldu

ABD ara seçim sonuçlarının analizi

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ara seçim sonuçlarındaki resmi olmayan güncel verilere göre #Demokratlar Temsilciler Meclisinde 223 sandalye kazandı, #Cumhuriyetçiler ise 201 sandalyede kaldı.
Cumhuriyetçiler Senatoda 51 sandalye ile buradaki üstünlüklerini sürdürüyor. Halen devam eden sayım sonucunda Cumhuriyetçilerin 1 veya 2 sandalye daha kazanabileceği öngörülüyor.
ABD ara seçimlerinde ortaya çıkan sonuçların değerlendirmeleri yapılıyor ve gelen verilere bakılarak ABD'de son iki yılda yaşanan siyasi dönüşüm ve değişimin seçimleri nasıl etkilediği görülüyor.

İşte ABD ara seçimleri sonuçlarının bize anlattıkları:

Kent-kırsal ayrımı devam ediyor
ABD'de kent ile kırsal arasındaki görüş ayrımının her zaman olduğu kadar yaygın olduğu görülüyor. Virginia ve Pennsylvania gibi kentsel eyaletlerde Demokratlar, beklenildiği gibi banliyöler, varoşlar ve civar semtlerinde daha fazla oy aldı ancak Indiana, Missouri ve Kuzey Dakota gibi kırsal eyaletlerde Cumhuriyetçiler kazandı. Bu da Demokratların hala mavi yakalılar ile beyaz yakalıları düşünsel boyutta biraraya getiremediğini gösteriyor.

Trump hala siyasi bir güç merkezi
Başkan Donald #Trump kaçınılmaz bir politik güç merkezi olmaya devam ediyor. Demokratlar Trump'ın kadınlar, etnik azınlıklar, gençler ve kentsel varoşlardaki üniversite mezunları arasında popüler olmamasının getirisini değerlendiriyor. Ancak Trump tüm seçimlerde kilit eyaletler olan Florida ve Ohio'da popülerliğini sürdürüyor ve bu da ona ciddi avantaj sağlamaya devam ediyor.

İlericiler şanslarını kaybetti
Ara seçimlerde ilerici görüşlere ve politikalara sahip adayların kampanyalar sorasında yarattıkları rüzgara rağmen beklenen başarıyı yakalayamamış olması da 2020'de Demokratların en azından kimleri başkan adayı olarak göstermeyeceğini bir anlamda teyit etmiş oldu. Bu noktada fazla ilerici görüşlere sahip bir adayın çıkarılmayacağı öngörülebiliyor.

Valilik kazanımları başkanlık yarışında Cumhuriyetçilerin lehine olacak
Ara seçimlerde yapılan eyalet valilikleri seçimlerinin en kritiklerini de yine Cumhuriyetçiler kazandı. Özellikle Florida, Iowa ve Ohio başkanlık mücadelesinde önemli eyaletlerdi ve tümü Cumhuriyetçilerin elinde kaldı.

Cumhuriyetçi parti artık daha Trumpçı
Cumhuriyetçi Parti her zamankinden daha fazla Trumpçı hale geldi çünkü Trump'ı açıktan eleştiren birçok Cumhuriyetçi isim yerel seçimnlerde kaybetti ve yerlerine Trump'ın politikalarını destekleyen kişiler geldi. Bu da daha bölünmüş bir Kongre ve daha sert geçecek tartışmalar anlamına geliyor.

Duvar projesi Trump'a Senato'da kazandırdı Meclis'te kaybettirdi
Trump'ın Meksika sınırına örmek istediği duvar konusunun da kendisine Senato seçimlere fayda sağladığı ancak Temsilciler Meclisi'nde elinim zayıflamasına neden olduğu da bir başka çıkarım olarak değerlendiriliyor.

Trump'ın mavi yakalar üzerindeki etkisi zayıflıyor
Demokratlar Trump'ın 2016'da başarılı olduğu ortabatıdaki endüstriyel bölgelerin Senato seçimlerinde bu kez başarılı oldu ve bu da Trump'ın mavi yakalı kesim üzerindeki etkisinin azalmaya başladığını gösteriyor ki bu da yine 2020 başkanlık seçimleri için son derece önemli göstergelerden biri.

Kadınların siyaset sahnesindeki tarihi yükselişi
Bir başka önemli sonuç da Amerikan siyasetinde kadın adaylara duyulan ilgideki artış oldu. Ülke tarihinde daha önce hiç olmadığı oranda kadın aday yarış kazandı ve toplamda Kongre'ye 95 kadın seçildi ki bunların arasında 'en genç kadın', 'müslüman kadın' ve Amerikan yerlisi (Kızılderili) kadınlar' bulunuyor. Daha önceki en yüksek rakam 84 idi. Bu da Demokratların bir sonraki başkanlık seçimi için yeniden kadın bir aday gösterebileceği olasılığını arttırıyor.

Devamını Oku
ABD ara seçim sonuçlarının analizi

Pompeo: Rusya'nın eylemleri ABD'nin güvenliğini sarsıyor

Fox News kanalına konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Rusya’nın eylemlerinin ABD’nin güvenliğini zayıflattığını iddia etti.

Rusların tavırlarını değiştirmeleri gerektiğini savunan Pompeo şunları söyledi:
"Başkan Donald #Trump açık bir şekilde Ruslarla iyi ilişkiler kurmak istediğini açıkladı. Biz onların bazı şeyler yapmalarını, tavırlarını değiştirmelerini istiyoruz. Onlar tehdit ve sorun yaratıyor, ABD'nin güvenliğini zayıflatıyor."

Bununla birlikte Ruslarla diyalog kurabileceklerini belirten #Pompeo şöyle devam etti:

"Biz onlardan füzelerle ilgili ve imzalamış oldukları diğer anlaşmalara uymalarını istiyoruz. Eğer onları ikna edebilirsek, onlarla diyalog kurmak durumundayız. CIA direktörüyken böyle yapıyordum, Rus mevkidaşımla görüşüyordum."
ABD Dışişleri Bakanı değerlendirmesini şu sözlerle noktaladı: "Amerikalılara tehdit teşkil etmeyecekleri şekilde davranışlarını değiştirmelerini sağlayacak görüşmeler yapabilirsek, bu çok iyi bir şey olur. Başkan Trump ve kabinenin diğer üyelerine de bu şekilde davranmaları çağrısı yapıyorum."

Devamını Oku
Pompeo: Rusya'nın eylemleri ABD'nin güvenliğini sarsıyor

Trump'ın İmzalayacağı Başkanlık Kararnamesi Anayasaya Aykırı mı?

ABD Başkanı Trump'ın Göçmenler İçin İmzalayacağı Başkanlık Kararnamesi #ABD Anayasası'ba Aykırı mı? #Trump'ın yeni göçmen politikası neleri değiştirecek? Amerika'da doğan her bebek vatandaş olabilecek mi? Kimler sığınmacı olacak, kimler olamayacak? #video #VOA

Trump'ın İmzalayacağı Başkanlık Kararnamesi Anayasaya Aykırı mı?

Yasin Aktay, Kaşıkçı cinayetinin işlendiği gün yaşadıklarını anlattı -video-

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, ABD Başkanı Donald Trump'ın da "Kesinlikle ölmüşe benziyor" dediği Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili sorularını yanıtladı. #Kaşıkçı için "Korktuğu, fazlasıyla başına gelmiş oldu" diyen Aktay, ortada bir cinayet olduğunu ve bu cinayeti kimin işlemiş olduğunun tespitinin takipçisi olacaklarını söyledi.

Yasin Aktay, Cemal Kaşıkçı'nın sadece İstanbul'dakiler değil, yurt dışındaki tüm Suudi Arabistan vatandaşlarının güvenlikleri konusunda endişeli olduğunu söyledi.

Aktay, bununla birlikte Kaşıkçı'nın kendisine "Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ilişkinin iyi olmasından dolayı, Türkiye'de bir şey yapamazlar" dediğini açıkladı.

Kaşıkçı'nın öldürüldüğü anın ses kaydının bulunduğundan emin olmadığını belirten Aktay, "Bahsedilen kaydı dinlemedim" dedi.

Aktay'ın, ABD Başkanı Donald #Trump'ın, "Cemal Kaşıkçı, kontrol dışı unsurlar tarafından öldürülmüş olabilir" görüşüyle ilgili yorumu ise "15 kişinin bir araya gelip böyle bir organizasyonu Konsolosluk gibi resmi bir yerde yapması ancak yüksek bir mercinin onayını gerektirir" oldu.

Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim'de kaybolmadan önce nişanlısı Hatice Cengiz'e "Bana bir şey olursa ara" dediği AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay'ın, BBC'nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

#BBC: Kaşıkçı size hiç korkularından bahsetti mi? Kaçırılmaktan ya da öldürülmekten korkuyor muydu?

Yasin Aktay: Doğrusu, onunla son görüştüğümde bana ifade ettiği asıl korkusu öldürülme korkusu değildi, kaçırılma korkusuydu, kaçırılıp Suudi Arabistan'a götürülme korkusuydu çünkü Suudi Arabistan'a bu şartlar altında gitmek, onun için ölmek gibi bir şeydi.

Yazmaktan, çizmekten, eleştirmekten, dünya hakkında özgürce yorumlar yapabilmekten (mahrum kalmak) onun için ölüm gibi bir şeydi. Ama, şu anda kendisine atfedilen, şu anda kendisiyle ilgili bahsedilen, medyada bahsedilmiş olan ölüm doğru bir ölümse, onun asla beklediği, böyle bir şey değildi. Kendi ülkesinin bu tarz bir cinayet işleyebileceğine, hele hele konsolosluk içerisinde böyle bir şey işleyebileceğine hiç ihtimal bile vermiyordu.

Buna rağmen yine de tutuklanır diye korkuyordu. Aslında kaçırılma bile değil, endişe ettiği şey tutuklanmaydı. Tutuklandıktan sonra bir şekilde ülkesine götürülme korkusu taşıyordu. Korktuğu, fazlasıyla başına gelmiş oldu. Hem tutuklandı hem de kendi konsolosluğu içerisinde öldürülmüş oldu.

BBC: Konsolosluk önünde bekleyen nişanlısı sizi telefonla aradığında ilk tepkiniz ne oldu?

Yasin Aktay: Ben o telefonu ilk aldığımda, sayın Cumhurbaşkanımızın o gün MYK toplantısı vardı, MYK toplantısı dolayısıyla ortalık kalabalıktı, benim de misafirlerim vardı ve Yeni Şafak'ta yayımlanacak olan bir sonraki yazımın son rötuşlarını yapıyordum, neredeyse bitirmiştim, göndermek üzereydim.

Bu arada misafirlerim vardı, misafirlerimle ilgileniyordum ve o esnada telefonu aldım. O telefon bilinmeyen bir numaraydı, telefonuma kayıtlı bir numara değildi. Ben açtım hemen telefonu. Endişeli, çok endişeli bir ses bana, "Yasin hocam, ben Hatice" dedi. Ben, "Hangi Hatice?" dedim. Kayıtlı olmadığı için sesi de tanıyamadım doğrusu. "Ben Hatice, yüksek lisans öğrencisi" dedi. Kendini bir şekilde tanıttı ve ben hemen tanıdım çünkü epey zamandır tanıdığım ve çok parlak bir öğrenci olduğunu bildiğim bizim Hatice.

Umman üzerine yazmış olduğu tezi, çok yakın bir zamanda kütüphanemde dikkatimi çekmiş, alıp biraz karıştırmıştım ve o öğrenciye takdirlerim biraz daha artmıştı çünkü böyle öğrenci az bulunur. Yüksek lisans tezi çok nadir bir alanda yapılmış, çok iyi bir tez ve kitap olarak da basılmış.

Kendini bir anda tanıtınca hemen anladım. "Ben Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısıyım" dedi. Bunu söyleyince ben şaşırdım doğrusu, ilk defa duyduğum bir şeydi, nişanlanmış olduklarını bilmiyordum. "Peki, ne oldu?" dedim. "Cemal Bey konsolosluğa girdi, 5 saattir hala çıkamadı" dedi. Zaman algısı belli ki daha da artmıştı o zaman. Aslında, 3, 3,5 saattir girmişti, o 5 saat diye hatırladı. Ben dedim ki, "Ne oldu peki? Nasıl yardımcı olabilirim?" Dedi ki, "Girmeden önce bana, 'Bana bir şey olursa, içeride biraz uzun kalırsam ve umulmadık bir şey olursa Yasin Aktay'ı ara' dedi."

Ben o zaman işin ciddiyetini biraz daha anladım. Eğer o böyle bir şekilde tavsiyede bunun bana bir sorumluluk yüklüyor olduğunu hemen anladım. Peki, ne yapabilirim diye hızlı bir şekilde kafamdan geçirdim ve o anda birilerini aramam gerektiğini hemen düşündüm. "Biraz müsaade et, hemen ben bir iki yeri arayayım, ben sana dönerim. Sen orada bekle, hiçbir yere ayrılma" dedim.

Ortak tanıdığımız bazı Arap arkadaşları hemen aradım dedim ki, "Cemal Bey böyle bir işlem yapmak için, evlilik işlemlerini gerçekleştirmek için konsolosluğa girmiş. Uzun süredir çıkmamış, sizce ne anlama geliyor bu?" dedim. Bunu duyar duymaz telefondaki sesler o kadar endişelendiler ki... Ve kızdılar da. "Biz o kadar gitme dedik, neden gitti ki?" dediler. Demek ki bu fikri daha önce birilerine açmış, "Konsolosluğa gitsem bir şey olur mu?" diye. Onlar da gitmemesini tavsiye etmişler. O da buna rağmen gitmiş oldu.

"Peki, ne yapmamız gerekiyor bu durumda?" dedim. "Seni işaret ettiğine göre, senin bir şeyler yapabileceğine inanıyor, sen neler yapabiliyorsan yap, kime haber verebiliyorsan, haber ver" dediler, ben de o anda yapmam gereken her şeyi yaptım. Bizim istihbaratı da, emniyet güçlerimizi de, sayın cumhurbaşkanımızın ofisini de hemen hızlı bir şekilde bilgilendirdim ve kısa bir süre içerisinde bütün makamlar olaydan haberdar oldular ve hemen gereken tedbirler alındı. Havaalanında kuş uçsa artık, tespit edilebilecek bir noktaya, en azından kontrol sistemleri hemen devreye sokulmuş oldu.

BBC: Türkiye henüz resmi olarak Cemal Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğü açıklamadı. Bu kanıtlanırsa, Türkiye'nin tavrı ne olacak?

Yasin Aktay: Doğrusu eğer bu olay kanıtlanırsa, zaten bu olay artık Türkiye ile Suudi Arabistan arasında bir mesele olmaktan da çıkıp bütün dünyanın meselesi haline gelmiş olur, uluslararası bir sorun haline gelmiş olur. Tabii ki Türkiye, kendi egemenlik haklarının çiğnenmiş olmasından doğan, sorumluluklarını ve haklarını talep edecektir. Sorumluluklarını da yerine getirecektir çünkü netice itibariyle kendi topraklarında işlenmiş bir suç olmuş olacak.

Bir suç var ve elbette ki bu suçun sorumlularının cezalandırılmasının birinci dereceden takipçisi olacaktır ve bu suç nereye varırsa varsın, suçun arkasında kim olursa olsun, suçu işleyen kişilerin niteliklerine bakıldığı zaman, bu suçu işleyebilecek efsafa sahip olmadıkları çok açık.

Özel devlet uçağını kullanarak gelen devlet görevlileri bunlar. Bu devlet görevlilerin arkasında kimin olduğunu elbette ki soracağız. Bu sorulacaktır, mahkemelerde de sorulacaktır, bunu uluslararası kamuoyu da soracaktır.

Şu aşamada kimseyi suçlamıyor olmamız, bu olaydaki olağan şüphelilerin masum olduğunu düşünüyor, onları aklıyor olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu işte olağan bir şüpheli var şu anda. Bu işin oluşumunda olağan şüpheli, bu 15 kişinin tabi olduğu birimler. Kimlere tabilerse onlar takip edilecektir.

İncelemenin tamamlanmasından önce bu konuda bir karar vermek doğru değil. Ama karar vermiyor olmak, peşinen tersi bir karar veriyor olduğumuz anlamına da gelmiyor. Yani, bu işte şu aşamada kimseyi suçlamıyor olduğumuzu söylemek, bu işte birilerinin masum olduğunu söylemek anlamına da gelmiyor. Netice itibariyle bu Suudi Arabistan'da devlete ait bir uçak.

Devletin görevlilerinin gelip yine devletin arazisinde yani konsoloslukta icra etmiş oldukları bir işlem, bir cinayetten bahsediyoruz. Bu cinayet bu şekilde tespit edildiği zaman, bu işin sorumluları her kimse biz bu sorumluların cezalarını bulması için elbetteki bütün zeminlerde bu işin davasını güdeceğiz. Bu işin davasını gütmek, bir ülkeyle düşman olmak anlamına gelmiyor. Biz adalet arıyoruz. Ortada bir cinayet var ve bu cinayeti kimin işlemiş olduğunun tespit edilmesinin takipçisi olacağız.

Devamını Oku
Yasin Aktay, Kaşıkçı cinayetinin işlendiği gün yaşadıklarını anlattı -video-

Temsilciler Meclisi'nden Trump'a Kaşıkçı mektubu

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald #Trump'a bir mektup göndererek #Suudi gazeteci Cemal #Kaşıkçı'nın akıbetinin 'Magnitsky Yasası' kapsamında soruşturulmasını ve olayda Suudi Arabistan'ın rolünün olduğunun ortaya çıkması halinde bu ülkeye güçlü ve kapsamlı yaptırım çağrısında bulundu.

ABD Temsilciler Meclisinden 40'tan fazla vekil, Kaşıkçı olayını "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası" kapsamında soruşturması için Trump'a bir mektup gönderdi.
"Sağlam kanıtlar, Suudi Arabistan yönetiminin, Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi ve bedeninin parçalanması talimatını verdiği şeklinde gözüküyor." ifadesiyle başlayan mektupta Trump'a harekete geçmesi çağrısı yapıldı.

Meclis üyeleri mektupta, Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası kapsamında (Kaşıkçı olayında) "ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlallerinin" olup olmadığının Trump yönetimi tarafından belirlenmesini talep etti.

Mektupta, Trump yönetiminin ABD Kongresine 120 gün (4 ay) içinde bu konuda bir rapor sunması talebinde de bulunularak, ilgili yabancı kişi veya kişilere buna göre yaptırım getirileceği kaydedildi. Söz konusu mektupta, "Paranın adalet ve diğer Amerikan değerlerinden daha önemli olduğu yönündeki açıklamalarınızdan oldukça endişe duyduk." ifadesi kullanıldı.

Ayrıca Amerikan istihbaratının, Kaşıkçı olayı ile ilgisi bulunan Suudi yetkililerin istihbaratına sahip olup olmadığı ve eğer varsa bunların ABD Kongresine bir an önce teslim edilmesi çağrısı da mektupta yer aldı.

Mektubu, "Eğer hızlı soruşturmanız ve varacağınız sonuç, bu korkunç eylemle ilgili medyada yer alan haberlerle örtüşürse o zaman (ilgili kişi ve ülkeye) güçlü ve kapsamlı yaptırım çağrısı yapıyoruz." ifadesiyle sonlandıran vekiller, ayrıca ABD'nin Yemen'e müdahalesine bir an önce son vermesi çağrısında da bulundu.

Geçen hafta da ABD Senatosu Trump'a hitaben benzer bir mektup göndermiş ve Kaşıkçı olayının Magnitsky Yasası kapsamında soruşturulmasını talep etmişti.

Magnitsky Yasası, Dışilişkiler Komitesinden talep gelmesi durumunda ABD Başkanının 'ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlallerini' soruşturma şartı getiriyor. Yasaya göre ABD Başkanının, komitenin talebinden itibaren 120 gün içinde söz konusu taleple ilgili bulguları içeren rapor ve varsa insan hakları ihlallerine karışmış yabancı kişi veya kişilere yönelik yaptırım kararını açıklama zorunluluğu bulunuyor.
Kongrenin 2016'da yaptığı düzenlemeyle söz konusu yasa, ABD yönetiminin dünyanın herhangi bir ülkesindeki insan hakları ihlalleri kapsamında ilgili kişi ve kurumlara yaptırım kararı alabilmesine imkan tanıyacak şekilde genişletilmişti.

Devamını Oku
Temsilciler Meclisi'nden Trump'a Kaşıkçı mektubu

Suudi Arabistan'dan ABD-YPG/PKK iş birliğine 100 milyon dolar daha

Suudi Arabistan yönetimi, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nun Riyad'a ulaştığı saatlerde terör örgütü YPG/PKK'nın Suriye'de işgal ettiği bölgede kullanmak üzere 100 milyon dolar verdi.

New York Times gazetesinde yer alan habere göre, Riyad yönetimi Suriye'de terör örgütü DEAŞ'tan kurtarılan bölgeler için vermeyi taahhüt ettiği 100 milyon dolarlık yardımı, ABD Dışişleri Bakanı Mike #Pompeo'nun dün Suudi Arabistan'a düzenlediği ziyaret sırasında ABD'e hükümetine ait hesaplara yatırdı.

#Trump yönetimi söz konusu mali desteği uzun süredir talep ediyor olsa da tahsilatın Pompeo'nun muhalif Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki #Suudi Arabistan Konsolosluğu'nda kaybolması olayıyla ilgili ziyarete denk gelmesi dikkat çekti.

New York Times, ABD yönetiminden Suriye siyasetini yönlendiren ancak adının açıklanmasını istemeyen bir yetkilinin, "Zamanlama kesinlikle tesadüf değil" ifadesine yer verdi.

Devamını Oku
Suudi Arabistan'dan ABD-YPG/PKK iş birliğine 100 milyon dolar daha

Suudi Arabistan'dan misilleme tehdidi

Suudi Arabistan, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğu'ndaki kaybolmasıyla ilgili olarak ülkelerine yaptırım uygulanması halinde 'daha büyük misillemeyle' karşılık vereceklerini duyurdu.
#Suudi Arabistan, Cemal #Kaşıkçı'nın İstanbul Başkonsolosluğu'nda kaybolmasının ardından ülkelerine yaptırım uygulanması halinde 'daha büyük misillemeyle' karşılık vereceklerini duyurdu.
ABD Başkanı Donald #Trump gazetecinin öldürüldüğü konusundaki suçlamaların kanıtlanması halinde Suudi Arabistan'a 'ağır cezalar' uygulama tehdidinde bulunmuştu.

Ancak Trump'ın, Suudi Arabistan'a silah satışını durdurmayacaklarını vurgulaması ise dikkat çekmişti.

Devamını Oku
Suudi Arabistan'dan misilleme tehdidi
}